BİZ EN İYİ ÖLMEYİ BİLİRİZ!

Deprem olur, binalar çatırdar kulak kesiliriz! Binalar çatır çatır çöker, beton blokların
altında kalır ölürüz biz! Depremi yaşamayanlarımız, orada insanların halini görür acır, destek
olmaya çalışır ama korkusu, öfkesi televizyonlarda yaşanan profesör tartışmaları ve ölü sayısı
skor bilgilerinin dakika dakika verilmesi ile hayatın olağan bir hadisesi haline dönüşür,
insanlığımızı kaybeder bir kez daha ölürüz biz!
Karayollarımız esas itibari ile bir felakettir. 53 yaşındayım, bugüne kadar bir İl’den bir İl’e
yol çalışması olmadan gittiğimi hiç hatırlamıyorum! Ne acı değil mi? Mühendislik tekniklerine
aykırı, uygun malzeme kullanılmadan yapılmış ve bu sebeple kısa sürede tahrip olan yollarda,
nedense hep sürücü hataları ile meydana gelen kazalarda ölürüz biz! Öyle bir ölürüz ki bağıra
bağıra, çağıra çağıra her gün onlarca kişi meydana gelen ölüm bu ülkenin rutinidir artık!
Trafik kazalarına çözüm üretmeyerek bir kez daha ölürüz biz!
Trafikte yol verme kavgası yapar, takip yapar, arabalarımızı parçalar, kafamıza sopa yer, taş
yer hastane yolunda ambulansta ölürüz biz! Sonunu düşünmeyiz bile! Hak mücadelesini
sadece yollarda veririz biz!
Yolda yürürüz çukura düşer ölürüz biz! Cesedimiz üç gün sonra bulunur, gıkımız çıkmaz
bizim! Biz çünkü öldük mü iyi ölürüz! Otobüs beklerken durağa araç girer, okula giderken, işe
giderken parçalana parçalana ölürüz biz! Öyle bir ölürüz ki, kimse inanamaz öldüğümüze!
Yağmur yağar, sel olur, dere yatağına bina yapar, boğularak ölürüz biz. Öyle bir ölürüz ki
sel felaketinden üç gün sonra cesedimizi mahalle çöplüğünde ya da denizde bulurlar. Birileri
ah der, birileri vah der, kimileri de kader der ölürüz biz!
Terör olayları nedeni ile ölürüz biz! Annelerimiz ağlar, babalarımız ağlar, çocuklarımız
ağlar, kardeşlerimiz ağlar, akrabalarımız ağlar, tanıyan ağlar, tanımayan ağlar pisipisine
ölürüz biz! Öldük mü öyle bir ölürüz ki, tek yürek oluruz, öldükçe ölürüz, ölmemize rağmen
ses çıkartmayız biz! Annemiz; ağlamayacağım der, düşmanları sevindirmeyeceğim der,
babamız; hiç anlayamayacağımız şehit babası olma gururunu taşır! O nasıl bir gururdur ki, bu
kadar acıyla dolu! Öldük mü gerçekten ölürüz biz! Herkes şaşar öldüğümüze, öldükçe ölür ses
çıkarmayız biz!
Kendi ülkemizde de ölmeyiz sadece, Afganistan ‘da, Kıbrıs’ta, Irak’ta, Fas’ta, Afrika’da,
Suriye’de ölürüz biz! Görev kutsaldır der, seve seve ölürüz biz!
Ucunda ölüm oldu mu, koşa koşa gideriz biz! Korkmayız namertten, korkmayız
şerefsizden, bizi biz yapan uğurlarda güle güle ölürüz biz!
Öldük mü öyle bir ölürüz ki, sanki ölülerimiz ölmez! Aramızdalarmış gibi yaparız biz!
Acısı yüreğimizi kavurur! Kendimizi teselli edecek hep bir bahane ararız biz! Sevdiklerimizi
hatırlar, sevdiklerimizle yaşar, yapa yalnız ölürüz biz!

Eskiden hastane kapısında ölürdük, şimdi hastane içinde, doktor elinde ölürüz biz! Öyle
bir ölürüz ki bizi kimse kurtaramaz! Kanser oluruz biz! Acı çeke çeke, yatakları yırta yırta
ölürüz biz!
Kadın olur, erkek şiddetinden dayak yiye yiye ölürüz biz. Erkek olur, ruhumuzu sata sata
ölürüz biz!
Televizyonda ekonomi haberleri izler, Ekonominin durumunu tartışır, gelirimizi nasıl
korur ve artırırız diye düşünürken, iş kazalarında her yıl yüzlerce insanımız ölür, üzülerek
izleriz biz! Maden ocaklarında yerin yüzlerce metre altında, maden çıkartırken patlama olur,
ciğerlerimiz yanar ve büzüşür, nefessiz kalır yanarak ölürüz biz! Sadece biz ölmeyiz
insanlığımız da ölür, kader deriz, takdiri ilahi deriz, ölürüz biz!
Ölümün bu kadar olağan olduğu ülkemizde, yaşamanın mutluluğundan çok, ölümün
acısını çekeriz biz! Faniyiz biz, zaten dünyaya ölmek için gelmedik mi, öldük mü şehit olur
mertebe kazanırız biz!
İtiraz etmeyiz ölmeye! Biz öldük mü, öyle bir ölürüz ki, ağlarsa anamız ağlar, gerisi yalan
ağlar! Öldüğümüzle kalırız biz! Biz en iyi ölmeyi biliriz!

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.